1. Ana Sayfa
  2. Haber
  3. Erdoğan Özen: "geleceğin Istihdam Alanlarına Odaklanmalıyız"

Erdoğan Özen: "Geleceğin istihdam alanlarına odaklanmalıyız"

Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Başkanı Veli Sarıtoprak’ın başkanlığını yaptığı Mesleki Eğitim Politikaları ve İstihdam İlişkisi konulu panelde konuşmacılar arasında, MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Yusuf Çidem, Gazi Üniversitesinden Dr. Işıl Kurnaz Baltacı ile Teknik Eğitim Vakfı (TEKEV) Genel Başkanı Erdoğan Özen yer aldı.

TOBB ETÜ Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelde konuşmacılar arasında yer alan TEKEV Genel Başkanı Erdoğan Özen yaptığı  sunumda mesleki eğitim ile istihdam arasında bir uyum politikası olmadığını vurgulayarak, özetle şunları kaydetti: “Ülkemizde ekonomi büyürken işsizlik artmaktadır. Bunun en büyük sebebi yeni yatırımların her yıl işgücü piyasasına katılanlara yetecek istihdam oluşturmamasıdır. Tabii ki buradaki bir diğer husus da kamu sektörünün işgücü piyasasında eskisi gibi yer almamasıdır. Sanayide üretimin ve ihracatın artmasıyla birlikte Mesleki ve Teknik okul ve kurumları ülkemiz gündemine girmeye başlamış, kurumların yapısı, işleyişleri ve mezunları daha da sık olarak tartışılır hale gelmiştir. 

Ülkemizde mesleki eğitim ile istihdam arasındaki fonksiyonel ilişki oldukça zayıftır. Bir yandan mesleki eğitim mezunları, işgücü piyasasının talep ettiği niteliklere tam olarak sahip değilken, diğer yandan da işletmelerde nitelikli ara eleman açığı bulunmaktadır. İşgücü piyasasında arz ve talebin uyumsuzluğundan kaynaklanan bu sorunun çözülmesi gerekmektedir. Çünkü bu durum, mezunların işsiz kalmasına ya da eğitimini aldıkları alanların dışında başka işlerde çalışmalarına neden olabilmektedir. İşgücü piyasasında arz ve talebin uyumsuzluğundan kaynaklanan bu sorunun çözülmesi gerekmektedir.  

Ülkemizde eğitim-istihdam açısından en önemli problemlerden biri, ne eğitimde ne de istihdamda yer almayan gençlerin durumudur. Gençlerimizin küçümsenmeyecek bir bölümü, herhangi bir eğitim ya da yetiştirme programına devam etmemekte ve istihdama da katılmamaktadır. Geçtiğimiz günlerde açıklanan Temmuz. 2017 TÜİK verilerine göre, 15-29 yaş aralığında bulunan yaklaşık 18 milyon gencimizden yüzde 29,3 oranındaki 5,3 milyonu ne eğitimine devam ediyor, ne de çalışıyor. 15-19 yaş aralığında ise 1,3 milyon genç ne eğitime devam ediyor, ne de çalışıyor. Yine aynı verilere göre 15-29 yaş aralığında bulunan kadınlarımızda ise 8,9 milyon kadının yüzde 43’ü, yani 3.8 milyonu ne okuyor, ne de bir işte çalışıyor. Genç nüfusta her dört kişiden yaklaşık olarak birinin ne okuyor, ne de çalışıyor olması gerçekten düşündürücüdür.

Bir diğer problem nüfus artışıdır. İş bulduğunda çalışmak isteyenlerin tamamına iş sahası yoktur. Nüfus artışına paralel ekonomimizin de yeterli oranda büyümemesidir. Çalışanların sadece yüzde  53’ü hizmet sektöründe.  Yüzde 21 Tarımda, yüzde 7,5 inşaatta, yüzde 18,5 sanayi sektöründe. Sanayi sektöründeki bu oranı daha yukarılara çıkarmak zorundayız. Ayrıca, yeni istihdam alanları, yeni iş imkânları da bulmak zorundayız.

Kısaca, kalkınma planlarının hedeflerine(kalkınma planlarındaki istihdam hedefleri tutturulamamıştır), dönüşüm programlarındaki eylem planlarına, Strateji belgeleri ile hükümet programlarındaki ifadelere rağmen mesleki eğitim ile istihdam arasında güçlü bir bağlantı kurulamamıştır. Öngörüler gerçekleşmemiştir. Yüz binlerle, hatta milyonlarla ifade edilen işsiz, karşılığında da bir o kadar sayıda eleman arayan işletmenin olmasına rağmen işsizlik rakamlarında istenilen düşüş bir türlü gerçekleşmemektedir. İstihdamın arzıyla talep çakışmamaktadır.

Yapılması gerekenlerin en başında, işgücü talebine uygun nitelikte işgücü eğitimine hız verilmesi gerekmektedir. Bunun için ülkemizin en kısa zamanda yeni bir işgücü planlamasına ihtiyaç vardır. Hangi sektörlerde, hangi bölgelerde ne kadar sayıda işgücüne ihtiyacımız var bu belirlenmelidir. Bu doğrultuda Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve kurumlarında uyguladığı programlar bazında, YÖK’de Üniversitelerin uyguladığı programlar bazında yeni bir düzenlemeye gitmelidir.

Bir diğer önemli gördüğüm husus, İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurullarının kuruluş ve işleyişi yeniden gözden geçirilmeli, kurulun bulunduğu ilde mesleki eğitim ve istihdam ilişkisinin sağlanmasında en üst kurul olduğu göz önüne alınarak daha etkin çalışmasını sağlayacak tedbirler alınmalıdır. Kurulun daha etkin ve sürdürülebilir çalışmalar yürütmesi açısından başta insan kaynağı olmak üzere, finansman ihtiyaçları giderilerek her türlü araç ve gerece kavuşturulması sağlanmalıdır.

Yapılması gereken aslında bellidir. Geleceğin istihdam alanlarına odaklanan mesleki-teknik eğitim modelini kamu, özel sektör ve Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte ortak aklı kullanarak belirleyip, uygulamaya geçirmemiz gerekmektedir. Aslında istihdama yönelik sorunlar da sürekli olarak plan ve programlarda sıralanarak yer almaktadır. Tüm taraflar istihdama engel olan sorunları üç aşağı, beş yukarı bilmekte, enerjimizi belli olan sorunları sıralama yerine, elbirliği ile çözme noktasında hareket etmeliyiz. Açıkça bir koordine eksikliği, işbirliği eksikliği görülmektedir.

Türk Mesleki ve Teknik Eğitim Sisteminin günün teknolojisine uygun olarak, dinamik bir yapı kazanabilmesi açısından en tepeden, en aşağıya doğru yeniden reorganize edilmeye ihtiyacı vardır. Endüstri 4.0 süreçlerine uygun olarak, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelere uygun olarak tüm tarafların katılımları ile Mesleki ve Teknik Eğitimde yeni bir başlangıç yapılmasının, yeni bir sıçrama yapmamızın gerekli olduğuna inanıyorum.”